DOSYA

İstismar


İstismar, Türkçeye Arapçadan geçen ve sözlük anlamı olarak iyi niyeti kötüye kullanma, sömürme anlamına gelen bir sözcüktür.

İstismar etmek, bir kişinin ya da kişilerin iyi niyetini kötüye kullanarak yararlanmak, bir düşünceyi kötüye kullanarak zarar vermeyi hedeflemek, karşısındakinin kendi rızası olmadan ve iradesini dikkate almadan sömürmek gibi anlamları içerir. İstismarlar her toplumda, her kurumda ve her koşulda mümkündür. Ahlâk kurallarına ters ve çoğunlukla da yasa dışı olarak değerlendirilir. Genelde gücü ya da erki (ekonomik, sosyal, siyasal ya da cinsel) elinde bulunduranların başkalarına yönelik suistimalleri ve keyfî yönelimleri olarak ortaya çıkmaktadır. Burada bireylerin kişisel mahremiyetleri ve temel hak ve özgürlükleri açık bir şekilde ihlal edilmiş olmakta; cinsel istismarlardan tecavüze, zorbalıktan işkenceye kadar uzanan bir yelpazede istismarlar kişilerde ruhsal ve fiziksel bozukluklara ve hatta can kayıplarına neden olmaktadır.

Belli başlı istismar biçimlerini şöyle belirtmek mümkündür:

  • Fiziksel istismar: Bir kişini rızası olmadan şiddete maruz kalarak fiziksel olarak acı verilmesi;
  • Cinsel istismar: Bir kişinin rızası olmadan veya fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kalarak cinsel amaçlar için kullanılması;
  • Psikolojik istismar: Bir kişiyi yapmak istemediği bir şeyi yapmaya razı etmek için duygusal durumundan yaralanarak psikolojik baskı uygulanması;
  • İnsan hakları ihlalleri;
  • Hayvan istismarı: Hayvanlara yönelik şiddet, kötüye kullanım;
  • Gücün kötüye kullanımı;
  • Zorbalık;
  • Çocuk istismarı: Çocuklara yönelik fiziksel, duygusal ya da cinsel istismar.

Cinsel istismar, kişinin başkaları tarafından cinsel olarak kötüye kullanılması, suistimal edilmesi, istemediği halde başkalarının cinsel yönelimlerine hedef olması durumudur. Her cinsiyetten, her sosyal sınıftan ve meslek grubundan kişiler cinsel istismara uğrayabilmektedir ancak genel olarak kadınların ve çocukların cinsel istismara daha çok maruz kaldıkları söylenebilir.

Cinsel istismarın meydana gelme biçimi aleni ya da gizli olabilir. Sözle, dokunmayla ve davranışlarla cinsel istismarın fiilen gerçekleştirilmesi söz konusu olabilmektedir. Her yerde ve her konumda karşılaşılabilen bir istismar olması cinsel istismara karşı önlemler almanın zorluğunu göstermektedir. Cinsel istismar dışarıdan, tanınmayan kişilerden geldiğinde, kısmen içeriden-tanıdık kişilerden gelmesine oranla daha kolay başa çıkılır olmaktadır. Kurbanın ve failin birbirini tanıdığı durumlarda, toplumsal kodlar sebebiyle buna karşı koyabilmek, mücadele edebilmek ve bunu engelleyebilmek daha büyük zoruluklarla karşılaşılabilmektedir.

Özellikle aile içi cinsel istismar durumlarında, kurbanın yaşadığı fiziksel ve ruhsal tahribat derinleşmekte ve bu istismarın fark edilmesi, engellenmesi daha uzun süre alabilmektedir. Bu durum kurbanın tahribatı derinleştirmektedir, özellikle de sürekli tekrarlanan bir istismar durumunun söz konusu olduğu koşullarda kurban geri dönüşü olmayan yıkımlarla karşılaşabilmektedir. Cinsel istismar cinsel şiddetin bir parçasıdır; göz işaretleri ile yapılanlardan tecavüze kadar uzanan geniş bir yelpazede cinsel istismar durumları söz konusu olabilmektedir.

Bu tür cinsel istismarlarla her toplumda ve kültürde karşılaşmak olası görünmektedir, bunlarla baş etmek konusundaki zorluklarla da öyle, ancak özellikle kapalı toplumlarda, eğitimin ve kişisel hakların gelişmiş olamadığı yerlerde hem istismarın meydana gelmesi daha gizli-kapaklı olmakta ve hem de bunun açığa çıkarılması, engellenmesi, mağdurlara gerekli desteğin sağlanması konularında ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

Cinsel istismar farklı toplum ve kültürlerde farklı şekillerde ele alınıp değerlendirilebilse de, genel olarak bir suç olarak değerlendirilmekte ve onaylanmamaktadır. Bazı durumlarda, seks işçilerinin, eşcinsellerin ya da toplumsal kurallara uymayan kişilerin uğradıkları cinsel istismarlar onaylanan bir durum olarak görülse de, cinsel istismarın hiçbir şart ve koşullda kabul edilemez bir davranış olduğu kesindir. İki temel insanı gerekçe cinsel istismarın kabul edilemez ve her koşulda engellemek için mücadele edilmesi, mağdurların korunmasını gerektiren bir suç olarak anlaşılmasını, cinsel istismarı haklı kılmaya yönelik hiçbir gerekçenin kabul edilmemesini gerektirir:

  • Hiç kimse cinsel istismara maruz kalmayı istemez
  • Aynı şekilde hiç kimse cinsel istismara maruz kalmayı hak etmez.

“Cinsel taciz” ise genel anlamda istenmeyen cinsel mağduriyeti ifade eder, daha özel anlamda ise dolaylı ya da dolaysız bir şekilde, kişilerin kendi rızalarına rağmen cinsel yönden istismar edilmeleri, yani doğrudan olarak zorla ya da kandırılarak (anal, oral, vajinal) cinsel ilişkiye zorlanmaları ya da cinsel uyarılara yönelik davranışlara maruz edilmeleri, ve dolaylı olarak da cinsel ilişki teklifi, genelde saklanan cinsel organların gösterilmesi ya da izlenilmesi durumudur. Bunların sonucunda kişi istemediği bir cinsel ilişkiye girmek zorunda kalmakta, girmeye zorlanmakta ya da bir ilişkiye girmeden cinsel yönden istismar edilmektedir.

Psikolojik istismar bir insanın küçük düşürülmesi ya da korkutulmasıdır; ayrıca uzun dönemde oluşan duygusal şoku da temsil eder.

Psikolojik istismar; korkutma taktikleri ve baskı kullanarak birini fiziksel yıldırmaya ya da korkutma şeklini de alabilir. Çoğu kez güç dengesizliklerine bağlıdır, istismar dolu ilişkileri ve çocuk istismarında da bulunabilir. Ancak; çok daha geniş çaplı olarak; bir grubun psikolojik istismarı, ırkçı baskı ya da bağnazlık uygulayarak. Daha hafif bir şekilde; işyerinde istismar olabilir. İşyeri istismarları genelde işyerindeki strese dayalı oluşur; fiziksel ve zihinsel olarak hastalıklara sebebiyet verebilir.

Psikolojik istismar için teşvik edecek biri gerekmeyebilir; bir insan kendisine karşı da istismar uygulayabilir; depresif olarak ya da kendine zarar vererek ya da yaralayarak.

Herhangi bir durumda; istismarın tekrarlanması halinde duygusal ve mantıksal etkileri o kişinin hayatını ilerde mühim seviyede etkileyebilir. Bu da belli bir seviyede psikolojik istismar olarak tanımlanabilir.

Psikoterapi ve psikiyatri metotları insanların istismara karşısında hislerine karşı yardımcı olabilir.

Hayvanlara uygulanılan şiddet veya hayvan istismarı; kabul edilemez şiddete sebep olan veya hayvanlara zarar veren davranışların bir bütünüdür. Kabul edilemez acı kişiden kişiye göre değişmektedir. Bazıları kabul edilemez şiddeti sadist eğilimlerle hayvanlara eziyet etmek olarak tanımlarken, bazıları kürk avcılığını, tıbbi, bilimsel veya kozmetik sanayide yapılan testleri bu istismarın içerisine alır.

Tarih boyunca gücün politika tarafından yokedici ve bilinçsiz kullanımına birçok örnek vardır. Bu çoğu zaman, çok fazla gücün çok az insan tarafından kontrolünde; politik görüş ayrılıklarına, toplum eleştirisine ve diğer düzeltmelere izin vermediğinde karşılaşılmıştır. Benzer rejimler; despotizm ve diktatörlüktür.

Bu potansiyel problemler yüzünden, halk bu soruna değişik çözümler bulmuştur. Birçoğu gücün paylaşılması (demokrasi’de olduğu gibi) ve devletin halk üzerindeki gücüne limitler koymasıyla gerçekleştirilebilmektedir. Bunun yanı sıra; belli kanunların (İnsan hakları gibi) koyulması ve uygulanması halinde de korunulabilinir.

Psikolojide ve hukukta Zorbalık, daha üstün konumda ya da güçlü olanın karşısındakini -genellikle istediklerini yaptırmak amacıyla- etkilemesi, ezmesi ve gözünü korkutması. Bu durum, doğrudan sözlü veya fiziksel tacizi içerebileceği gibi isteksiz birini zorla ikna etmek, tehdit ederek ya da manipüle ederek istediklerini yaptırmak gibi daha üstü örtülü yöntemleri de kapsar. Zorbalığın en yaygın örneklerine okulda öğrenciler arasında ve aile içinde bir bireyin (genellikle babanın) diğer aile üyelerine yaptığı Zorbalık şeklinde rastlanır. Eğer zorbalık eden taraf bir grup ise eylem mobbing olarak adlandırılır.

Çocuk istismarı bir çocuğa bir yetişkin tarafından fiziksel ya da psikolojik olarak kötü davranılmasıdır. Ayrıca çocuklara kötü muamele, çocuk istismarı ve ihmali ile çoğu zaman aynı anlama gelir. Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını şöyle tanımlar: “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir.”

Bu istismar ve ihmalin açıklanması konusunda birçok ülke yönetimi kendi yasal tanımını yapmıştır, nelerin çocuklara kötü davranma olarak tanımlanacağına kendi yasa ve ceza kanunlarında değinilir. 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe giren Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre; “Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır”.[1]

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 41. maddesinde “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” hükmüyle bir çerçeve çizmiştir. Türk Ceza Kanunu 77. maddesinde çocukların cinsel istismarını “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar” kapsamında değerlendirmiştir.

Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları incelendiğinde; %30’unun 2-5, %40’ının 6-10, %30’unun 11 – 17 yaş grubunda olduğu görülmektedir. Bir başka deyişle olguların %70’ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır. İstismara maruz kalan çocuklarda kız/erkek oranı 3’tür. Yurt içi yayınlarda ise kız/erkek oranı birbirine yakın bulunmuştur. İstismarcıların %96’sı erkek, %80’i de çocuğun tanıdığı birisidir.

 

 

Radio Bot
Latest posts by Radio Bot (see all)
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,