HAYAT

Ömer Seyfettin ölümünün 100. yılında anılıyor


Edebiyatımızın önde gelen hikaye yazarlarından Ömer Seyfettin, 35 yıllık ömrüne 10 kitap, 125 hikaye sığdırdı. 100’üncü ölüm yıldönümünde anılan Ömer Seyfettin, hem yazar hem öğretmen hem asker olarak sürdürdüğü hayatının 10 yılını savaşta esir düşerek geçirdi. Türkçülük akımının kurucularından olan ve Türkçede sadeleşmenin savunucusu Ömer Seyfettin’e dair bilinmesi gerekenler…

Türk edebiyatının önde gelen hikaye yazarlarından olan Ömer Seyfettin, ölümünün 100’üncü yılında anılıyor. 11 Mart 1884’te Balıkesir’de dünyaya gelen yazar, edebiyatta Türkçülük akımının kurucularından biri ve Türkçede sadeleşmenin savunucusu olarak biliniyor.

 ÖĞRENCİYKEN YAZMAYA BAŞLADI

Yüzbaşı Ömer Şevki Bey’le, Fatma Hanım’ın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Ömer Seyfettin, babasının görevi nedeniyle İstanbul’a taşınınca, önce Mekteb-i Osmanî’ye, 1893 ders yılı başında Askerî Baytar Rüştiyesi’nin subay çocukları için açılmış özel sınıfına kaydedildi. Bu okulu 1896’da tamamlayarak Kuleli Askeri İdadisi’ne yazıldı. Daha sonra Edirne Askerî İdadîsi’ne naklolarak eğitimine, arkadaşı Enis Avni ile birlikte burada devam etti. İlk edebi çalışmaları olan şiirlerini Edirne’deki öğrenciliği sırasında yazdı.

SINAVSIZ MEZUNİYET

1900’de İdadî’yi bitirerek İstanbul’a dönen Ömer Seyfettin, Mekteb-i Harbiye-i Şahâne’ye başladı. İstanbul’da Mecmua-i Edebiye dergisinde şiirlerinin yayımlanmasıyla yayın dünyasına girdi. 1903 yılında Makedonya’da çıkan karışıklık üzerine “Sınıf-ı müstacele” denilen bir hakla okulundan imtihansız mezun oldu.

 Mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik’te bulunan Üçüncü Ordu’nun İzmir Redif Tümeni’ne bağlı Kuşadası Redif Taburu’na tayin edilen Ömer Seyfettin, 1906’da İzmir Jandarma Okulu’na öğretmen olarak atandı. Bu dönemde Batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik’ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü; Necip Türkçü’den ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda fikirler edindi.

TAKMA İSİMLE YAZDI

Ocak 1909’da Selanik Üçüncü Ordu’da görevlendirilen Ömer Seyfettin, Manastır, Pirlepe, Köprülü, Cumâ-yı Bâlâ kasaba ve köylerinde, Razlık (günümüzde Bulgaristan’da) kasabasının Yakorit köyünde görev yaptı. Balkan çetecilerinin Türk düşmanlığını dile getirdiği Bomba, Beyaz Lâle, Tuhaf Bir Zulüm adlı hikayeleri bu görevleri sırasında edindiği izlenimler sonucu yazdı.

Yazıları ve hikayelerini İstanbul’da ve Selanik’te çıkan çeşitli dergilerde takma isimlerle yayımladı. Ali Canip’e yazdığı meşhur mektubu da bu sırada Yakorit’te yayımladı. Ömer Seyfettin’in dil konusunda görüşlerini özetleyen bu mektup, Yeni Lisan hareketinin başlamasına vesile oldu.

ASKERLİĞİ BIRAKTI

1910 yılında Ziya Gökalp’in de arzu ve tavsiyesi ile tazminatını ödeyip askerlik görevinden ayrıldı. Hayatını yazar ve öğretmen olarak sürdürmek üzere Selanik’e yerleşti. Rumeli’nin tek Türk bilim ve edebiyat dergisi olarak Selanik’te çıkarılan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi, Akil Koyuncu’nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler’e çevrildikten sonra 11 Nisan 1911’de Ömer Seyfettin’in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayınlandı.

10 YILLIK ESARET

Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine yeniden orduya çağrılan yazar, Yanya Kuşatması’nda esir düştü. Atina yakınlarındaki Nafliyon kasabasında geçen on aylık esareti sırasında sürekli okudu. MehdiHürriyet Bayrakları gibi hikayelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdu’nda yayımlandı.

1913’te esareti bitince İstanbul’a dönen Ömer seyfettin, aynı yıl 23 Ocak’ta Enver Paşa’nın organize ettiği Bâb-ı Âli Baskını’na katıldı. Daha sonra askerlikten ayrılarak, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı.

1914 yılında Kabataş Sultanisi’nde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü.

1915’te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Bey’in kızı Calibe Hanım’la evlenen Ömer Seyfettin’in bu evlilikten Fahire Güner isimli bir kızı oldu. Evliliği 1918’de bitti.

HASTALIĞI TEŞHİS EDİLEMEDİ

1917 yılında amansız bir rahatsızlığa tutulan yazarın hastalığı bir türlü teşhis edilemedi. Doktorlar bol bol meyve yemesini, üzüm hoşafı içmesini tavsiye ediyorlardı. Oysa Ömer Seyfettin şeker hastasıydı, fakat o günün tıbbî şartları bunu anlamaya yetmemişti. Otopsi yapılan Ömer Seyfettin’in şeker hastası olduğu ve hastaneye kaldırılmadan önce beyin kanaması geçirdiği anlaşıldı.

10 KİTAP, 125 HİKAYE

1917’den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920’ye kadar geçen zamanda, 10 kitap, 125 de hikaye yazdı. Hikaye ve makaleleri Yeni MecmuaŞairDonanmaBüyük MecmuaYeni DünyaDiken ve Türk Kadını gibi dergilerle VakitZaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan da öğretmenlik görevini sürdürdü.

HİKAYELERİ HALA OKUNUYOR

1920’deki ölümünden sonra en yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikayelerini içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikayeleri bir kitap serisi halinde basıldı ve bu hikayeler günümüzde de okunmaya devam ediyor.

Radio Bot

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,